Eviniz son zamanlarda kalabalık mı geliyor? Sizce nedeni, düşünmeden aldığınız ve her bir köşeye sıkıştırdığınız eşyalar olabilir mi? Peki, evde biraz yer açsanız nasıl olurdu? Gelin, bu yazımızda eşyalarınızı gözden geçirelim ve evinizde yer açarak yaşam alanınızı biraz ferahlatalım!
Bazen evin bir köşesinde duran bir bibloya, yıllardır elini sürmediğiniz bir mutfak aletine ya da kutusundan bile çıkmamış bir vazoya bakarken kendinize şu soruyu sorarsınız: “Ben bunu neden almıştım” İşte bu soru, evde yer açmanın, eşyalarla olan ilişkinizi yeniden değerlendirmenin başlangıç noktası olabilir.
Minimalizm Değil, Anlamlı Eşyacılık
Bu yazıda size “Her şeyi atın, azla yetinin” demeyeceğiz. Çünkü bazen bir eşya sadece işleviyle değil, taşıdığı anlamla da evde yer bulabilir. Anlamlı eşyacılık dediğimiz şey tam olarak bu: Hayatınıza anlam katan, işlevsel ya da duygusal olarak yer eden eşyalarla yaşamak. Ama burada ince bir çizgi var. Çünkü yıllar içinde “Belki lazım olur” diyerek biriktirdiğimiz birçok şey aslında artık hayatımızda hiçbir işe yaramıyor. Ne duygusal bir bağ kurabiliyoruz ne de pratikte bir faydasını görüyoruz. Bu nedenle, eşyalarınızı elerken bu ince çizgiye dikkat etmek oldukça önemli.
Evinizdeki Sessiz Kalabalık
Bir düşünün, en son ne zaman evinize şöyle dışarıdan bir gözle baktınız? Dolapların içi, çekmeceler, raflar… Belki de yıllardır orada duran ancak farkına bile varmadığınız bir sürü eşya var. İşte bu eşyalar sessizce yer kaplıyor. Sadece fiziksel alan değil, zihinsel alanda da… Her baktığınızda “bir ara bunlara bakmam lazım” diyorsunuz ama o “ara” bir türlü gelmiyor.
Peki neden biriktiriyoruz? Çünkü çoğu zaman bir eşya ile bir anıyı, bir ihtimali ya da bir kişiyi ilişkilendiriyoruz. “Teyzem hediye etmişti, kıyamam”, “Bir gün yeniden örgü örmeye başlarsam lazım olur”, “Belki çocuklar kullanır” gibi cümlelerle kendimizi ikna ediyoruz. Ama bu eşyaların çoğu, artık sadece birer 'ihtimal' ve kabul edelim pek de ihtiyaç dahilinde değil.
Eşyalarla Konuşun
Evet, kulağa biraz tuhaf gelebilir ama bir denemeye ne dersiniz? Her elinize aldığınız eşya için kendinize şu soruları sorun:
- Bunu en son ne zaman kullandım?
- Hayatımı kolaylaştırıyor mu?
- Bu eşya bana iyi hissettiriyor mu?
- Bugün satın alacak olsam, alır mıydım?
Bu sorulara dürüst cevaplar verdiğinizde aslında o eşyanın gerçekten evinizde yer alıp almayacağını çok net görebilirsiniz. Ve belki de “evde yer açmak” dediğimiz şey, tam olacak burada başlayacaktır.
Yer Açmak, Nefes Almaktır
Fazla eşya demek, fazladan toz, temizlik, stres, dağınıklık demek. Oysa ev dediğiniz yer, günün sonunda size huzur vermeli, nefes aldırmalı. Kullanmadığınız her eşya, sadece dolapta değil, zihninizde de yer kaplıyor. O yüzden, bazen bir çekmeceyi boşaltmak aslında sadece evi değil, zihni de rahatlatıyor.
Üstelik atmak ya da kurtulmak zorunda da değilsiniz. İhtiyacı olan birine vermek, bağışlamak ya da ikinci el platformlarda değerlendirmek gibi birçok seçenek var. Bir eşya sizde işlevini yitirmiş ancak başkası için hâlâ anlamlı olabilir.
Bu süreçte önemli olan, evi 'mükemmel' hale getirmek değil; size iyi gelen, sizi yansıtan, içinde mutlu hissettiğiniz bir alan yaratmak. Kimi zaman bir fincan kahveyle köşe başında otururken, sadece sevdiğiniz eşyalarla çevrili olduğunuzu fark etmek bile yeterli. Eşyalarla dolu değil, anlamla dolu bir ev mümkün.
Unutmayın, ev sadece duvarlardan ibaret değil. Onu dolduran her şeyin sizinle bir ilişkisi var. O ilişkiyi gözden geçirmek ise zaman zaman hepimizin ihtiyacı.
Hazırsanız, tüm bu maddeleri uygulayabilir, evinizi gözden geçirebilirsiniz!